X

Adresinize katalog gönderimi tarihi sona ermiştir, size en yakın Enza Home mağazalarından kataloğumuza ulaşabilir veya online olarak web sitemiz üzerinden detaylı olarak inceleyebilirsiniz. İlginize teşekkür ederiz.

“Dekorasyon Önerileriyle 6 Başarılı İsim Enza’da”

Yenilikçi vizyonuyla Enza Home, insan ruhuna hitap eden dekoratif unsurları görselliğinden ödün vermeyen, ulaşılabilir mekanlarla buluşturmak amacıyla Türkiye’de alanında öncü ve fark yaratan işlere imza atmış 6 başarılı ismi Enza Home Book’ta buluşturdu.

Mimar ve tasarımcılarından oluşan, farklı disiplinlerden gelen 6 stil sahibi kişi, Enza Home kullanıcılarına dekorasyona dair kolayca uygulanabilecek yenilikçi fikirler vermek amacıyla Enza Home mobilyalarla kendi vizyonları ışığında stilize mekan tasarladılar. Mekanların tasarım sürecinde; konsept hazırlığından ürün revize taleplerine ve sonrasında fotoğraf çekimine kadar uzanan keyifli bir çalışmanın ardından konuklarımızın yaratıcı zihinlerinden çıkan stilize mekanlar tasarladılar. Yaşam alanlarında ihtiyacımız olan huzurlu, rahat, şık ve yenileyici enerjileri, dekorasyonun ötesinde ilham veren bir yaşam tarzına dönüştüren eşi görülmemiş bu proje ile ortaya çıkan mekanları Enza Home Book’un ilerleyen sayfalarında görebilirsiniz.

Yoğun tempolarından zaman ayırarak stil sahibi vizyonlarıyla bu eşsiz projede bizimle birlikte olan tüm konuklarımıza sonsuz teşekkürler.

  • DİCLE HÖKENEK, Mimar, “Modern çizgiler,Pastel renkler…” İncele
  • MEVCE ÇIRACI, Mimar, “Doğa içinde çağdaş mekanlar…” İncele
  • EREN ÇIRACI, Tasarımcı, “Doğa içinde çağdaş mekanlar…” İncele
  • MURAT ARMAĞAN, Tasarımcı, “Huzurlu ve Romantik…” İncele
  • NASİR MAHMUD, İç Mimar, “Mükemmel uyum…” İncele
  • ESRA KAZMİRCİ, İç Mimar, “Doğaya uyanmak…” İncele

EMRE EVRENOS

1999 yılında Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi İç Mimarlık bölümünü bitirdikten sonra, Milano Scuola Politecnica di Design'da iç mimari yüksek lisansı için İtalya'ya gitti. Bu dönem içerisinde, Salone del Mobile'de Monica Armani standında yer aldı. Yine aynı dönemde Marco Piva Studio ile Venedik'teki bir otel projesi ile ilgili çalışma fırsatı buldu. Ülkeye döndükten sonra çeşitli mimari ofislerde projecilik yaptı. Fakat asıl tutkusu olan mobilya tasarımına ağırlık vermeye karar verdi. Moskova'da özel bir projede, proje müdürü olarak geçirdiği bir buçuk yıl hariç, 2005 yılından beri profesyonel olarak mobilya tasarımı yapmaktadır. Eylül 2014'de aldığı teklif sonucunda Kadir Has Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı bölümünde yarı zamanlı öğretim üyeliğine başlamıştır.


“Kurguladığım mekanın ana ögesi olan Alessa Yemek Odası'nın, sadece yemek yeme işlevi için kullanılan bir araç değil, aynı zamanda yaşam alanımızın önemli bir parçası olduğunu öne çıkarmaya çalıştım. Kimi zaman çalıştığımız, kimi zaman güzel bir sofra kurduğumuz ve kimi zaman da belki bir hobimizi gerçekleştirebileceğimiz bir yüzeyden bahsediyoruz. Doğal ahşap renginin baskın bir şekilde kendini gösterdiği Alessa'yı tamamlayıcı ürünleriyle birlikte çeşitli kombinasyonlar yaparak kullanmak mümkün. Ben de buna gayret ederek samimi ve yaşayan bir mekan oluşturmaya çalıştım.”

Tasarım ve tasarlamak sizin için ne ifade ediyor?

Tasarım, aslında hepimizin, her insanın gündelik hayatında farkında olmadan yaptığı bir şey. Bir eylemi daha kolay yapmamızı sağlayan, yaşam kalitemizi yükselten veya en azından iyileştiren eylemlerin genelidir. Genel anlamda, gündelik hayatımıza yaptığımız müdahalelerin tamamıdır diyebilirim.

Benim bunu kendime iş edinmiş olmam ise, tasarımı bir oyun olarak algılamamdan kaynaklanıyor. Yaptığım müdahalenin bir işe yarıyor olması, bu yolda karşılaştığım problemlerin, belki de kendi yarattığım problemlerin çözümünün yine bende olduğunu bilmek güzel bir duygu.

Sizce 2017 yılının öne çıkan trendleri neler olacak?

Açıkçası trendlere çok uymam. Trendler, moda, tekstil gibi sektörlerde çok çok önem taşıyor. Fakat iş mobilyaya veya mekan tasarımına geldiğinde, kullanıcıya hitap eden ve onu iyi hissettirecek ürünler seçilmeli. Kullanıcılar bilinçlendikçe ve zevkler geliştikçe mobilyanın sadece ihtiyaçtan ibaret bir şey olmadığını anlamaya başladı. Hayatlarımıza yaptığımız oldukça direkt bir müdahaleden bahsediyorum. Şu anda uluslararası algı, her şeyin doğalı, organiği, az müdahale edilmişi makbuldür şeklinde. Bunu kullandığımız malzemelerde de görmek, bize en azından algısal olarak bu düşünceye yaklaştığımızı hissettiriyor. Ahşabı, metali, tekstili olduğu gibi özelliğini bozmadan, mümkün olan en az müdahaleyle kullanmak. Bence genel anlamda trend bu.

Mekanı tasarlarken nelerden ilham aldınız?

Mekan tanımından yola çıktım açıkçası. Mekanı oluşturan öğelere, kendi başına anlam taşıyan objelerin birbirleriyle ilişkilerine odaklandım. Hepimizin kafasında olan ve alışkanlıklarla kemikleşmiş bazı kurgular var. Benim kendi adıma ve aynı zamanda yürüttüğüm projelerdeki kullanıcılar adına da yapmaya çalıştığım şey bu kalıpların dışına çıkmak, ezber bozmak bir anlamda.

Mobilya tasarladığım için de her parçanın kendi içinde değeri olmasına çok önem veririm. Dolayısıyla takımlamak ve standart kalıplara gitmektense, tekil ürünlerin birbirleriyle etkileşimini, düşünmediğimiz şekillerde de bir araya getirip yeni bir tanım oluşturmaya çalıştım.

İç mekan tasarımında kullandığınız objeler, malzemeler, renk uygulamaları, aksesuar ve detaylar aslında tek bir amaca hizmet ediyor. O da doğru “mood”u kurgulamak. Bizim işimiz algılarla oynamak ve kafamızda canlandırdığımız ruh halini mekanda birebir görebilmek.

Alessa Yemek Odası'nı dekorasyonda nasıl ve hangi tamamlayıcı unsurlarla kullanmalıyız?

Alessa Yemek Odası'nı dediğim gibi takım olarak değil, parça parça algılamak lazım. Naturel ahşap rengini yoğun olarak her parçada görüyoruz. Benim bu sahneyi hazırlama sürecimdeki renk seçimlerim de bu nedenle daha nötr ve ürünlere güzel bir fon yapması adına sakin oldu. Aynı mekanda fazla renk, fazla malzeme çeşidi ve fazla detay her zaman göz yorar ve farkında olmadığımız bir karışıklık hissi yaratır. Bu yüzden mekandaki tek ahşap dokusunu Alessa Yemek Odası'ndaki ürünlerde kullandım. Bu ister istemez ürünleri öne çıkartıp, üzerlerindeki detaylara ve kullanım yüzeylerine odaklanmamızı sağladı. Önemli olan size dayatılanı değil, kendi ihtiyacınıza ve mekandaki özelliklere göre esnek kullanımlar oluşturabilmek, en azından değişik bakış açıları olduğunu fark etmek. Bu yolla çok daha özgün ve özellikli mekanlar kurgulamak mümkün.